fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

- K@mil Blog -

Büyüklerimin Bana Verdiği Nasihatler, Kendi Hatalarının Telafisidir...

Anne ve Babaların derdi ne ?

 
 
 Evet..... Maalesef acı gerçekler.... Ya da kuşak çatışması diyelim biz buna... 

  Şu sıralar sanırım kuşak çatışması denen olayı yaşıyorum. Evet evet kesinlikle kuşak çatışması...
Yoksa  bi baba neden evladına bu kadar gereksiz yere baskı yapar ki ???
 Tutupta şimdi size tüm olan biteni anlatacak değilim elbette, ama bazı şeyler artık yazılmalı, birilerine söylenmeli.Yoksa rahatlayamıyorum. Sanki kendimi çok büyük yanlışların içerisinde görüyorum.Bir suçlu gibi hissediyorum (ki hala öyle hissetmekteyim)
 
 Gel eglelim meseleye;
Babamla hiç şu yaşıma kadar anlaşabilmiş değilim(Yaşım 18). Ben isterdim ki, hani olurya bazı babalar vardır; "Oğlum hadi gel bugünde balık tutmaya şuraya gidelim" diyeninden, işte keike böyle gamsız olsalar babalar.
 
Bize öğütlerler "Dünyanın malı dünya da kalır. Kimler gelmiiiiş, kimleeer geçmiiiş bu dünyada. Hangi zenginler, hangi hünkarlar..." derler bazı bazı. Doğrudur ! Ben de katılıyorum.
 Ama nedir bu mal mülk tatıntısı o halde ? Ev+ Araba+ Arsa = Sonuç 50-55 yaşlarında emekliliğine az kalmış, aynı zamanda bi ayağı çukurda torun torba sahibi olmuş bi adam... Ve tabi bırakacağı o grurlu mirası ... Ve de evlatlarına " Ben bu zamana kadar sizin için çalıştım. Hep sizleri düşündüm" sözleri... 
 
(Bırak bu ayaklar, bu dünya da [ Hele ki 21. yüzyılda] artık bir anne veya baba bile kendi evladını düşünmez. Niye mi vakti yoktur. Çünkü halletmesi gereken çok önemli toplantısı, görüşmesi ve halletmesi gereken projeleri vardır.Niye sana vakit ayırsın ki o zaten senin için çalışıyor....
 
Ahh ahh..... kimi kandırıyorsak.... Hem , hem ben senden para mı istedim ?! Ben balık tutmak istedim, sinemaya gitmek istedim, bir hafta sonu mangal yapmak istedim hep birlikte. Kardeşlerimle top oynardı o arada sen de mangalları hazırlardın. Arada birde bize katılırdın... Bizimle oynardın... Hani , hani eski gülerde ki gibi. Çocukken ki gibi... Çok mu para eder bu ???
 
Ben tam 12 yaşımdan beri yurtta kaldım. Yani ilk okul 5'inci sınıftan beridir... Bulancak süleymancılar yurdu, giresun Nurcular yurdu... Hatırlarmısın Anne İlk okul 5. sınıfta 1. dönem sınıfta kalıyordum... Hatırlamadın mı ? Hani ben okuldan kaçıyordum... Daha doğrusu kaçmak zorunda kalıyordum da 20 günden fazla yapmıştım devamsızlığı./Neyse ki müdür yardımcısı iyi birisiydim) Sizin beni güvenerek emanet ettiğiniz ve "Burası bunu adam eder, hem dinini de öğrenir" diye yolladığınız yurt. İşte o yurtta o işler öyle masum yürümezmiş sizin bildiğiniz gibi değilmiş oralar. Orada en temiz değil daha çok en kendini bilmezler, en serseriler varmış.... Oğlun dan bıkan, bıkmak bi yana illallah eden babaların yolladığı evlatlar varmış.... Onşarın da suçu yokmuş aslında. Sadece benden daha sanssız ailelerde büyümüş onlar. Neyse....
 
Yani hayatımın çocukluk yıllarını dini öğrenmek bahanesiyle geçirdiğim yurtlarda ziyan ettim. Ve yaş geldi 14-15 yaşına eee artık liseli olacağız... Ama canım hiç ders çalışmak istemiyor.... Bilirsiniz LGS (Lise geçiş sınavı) artık OKS oldu.... Ama biz tutturamadık... Niye mi ? Zamanında oyunumuzu oynasaydık belki de içimizde kalmazdı.Aklımız orada kalmazdı. Neyse o zamnalarda  yedeiğimiz dayağın bağırtının hesabını yapmıyorum (unuttum çünkü) Hani derlerya çocuklara büyüyünce unutursun safsatasını.... O mesele benimki de... Acısını hssetmiyorum artık... Ama kalbe kazınır bunlar... İncilir insan.. O yaşta bile... Müracaatların bitimine 2 gün kala babamın çok yoğun düşüncesi ve arkadaşlarıyla yaptığı istişareye ( ki ben onları tanımıyorum bile. Onlar beni neden düşünsünler ki) göre benien sonunda düz liseye vermeyi karar kıldı. Biz de bir şey demedik. Çünkü "Baba" o en iyisini bilir. Neyse artık1 gün kala "pat" bi değişiklik. Güya benim meslek kafam varmış da el becerim varmış. O yüzden bana meslek lisesi en iyisi olurmuş ( O öneride bulunanların çocukları hangi kolejde okurlar acep ?! )
 
Neyse son 1 gün kala bana meslek lisesi oygun görüldü.Gerekli müracaatları yaptık (Bu arada yedeklere kaldık.Sırf geç kaldığımızda). İşi sansa bıraktığımız bir kayıt işi ve babamın homurtulu " seni en iyi okullar da okuttuk, en iyi ilgiyi gösterdik neden kazanamadın ki LGS'yi. Bak Ahmey hocanın oğlu nasıl çalışmışda kazanmış Anadolu lisesini" afra tafrasıyla evin yolunu tuttuk.  { Hay ben Ahmet hocanın oğluna !!! K.çımın kenarı bile !!!] 
 
 Evdeyiz hele şükür (Neyse ki okul ile ev yakındı birbirine uzun sürmedi bu afra tafrala..) Ha bu arada ben ya motor bölümüne ya da elektroniğe gideceğim.... Benim kararmım mı peki ? Benim ne hattime !!! Müdür muavini bana hangi bölüm tercihiniz dediğinde ben o sıra babamıon baskısıyla yerdeki fayansların desenini inceliyordum.Babamda sanki ben evlatlıklışım gibi [ Yetimlere saygım sonsuz.Onlar alınmasın] bi süre bana baktıktan sonra, bıkmış ve usanmış bir ses tonuyla " Farketmez hocam bu kerata yeter ki bi meslek öğrensinde!" demişti....   Nasıl üzülmüştüm o zaman. O küçücük kalbim korku içinde atardı, elim titrerdi... sadece susardım, başım öne eğik...   
 
 Adını daha o gün yeni duyduğum bir bölüm. "Elektronik". Şey gibi geliyor değil mi, sanki teknoloji sınıflarında okuyan öğrencilerin seçkin bölümü. Ben de zaten kendimi öyle avuttum. Yıllarca... Tam 4 sene..... Ha bu arada ilk sene dayanamadım. Hem meslek lisesi hem de evde hala sürmekte olan şu bana kızgınlık havasına tahammül edemedim.Ve Teknik liseye iyi bir puanla geçiş yaptım.Ordu Elektornik Teknik Lisesi.
 
Her şey iyi gidiyordu ama sorunlar peşimi bırakmamıştı.... Orduya gidecektim ama nerede kalacaktım... Tabi ki bizim gibilerin kaçınılmaz kaderi olan yurtta soluğu aldım. Neyse ki yanımda benlen aynı sınıfta olan 2 arkadaşım vardı. Onlar bana 3 sene dostluk yaptılar iyi kötü....
 
4. sene de bitti... (Ayrıntıları atlıyorum ne ben yazarım o kadarını ne de buraya sığar)
 
ÖSS' de de başarılı olamadık. Şimdi Kendi isteğimle girdiğim bir reklam ajansındayım.Grafik Tasarımcılık yapıyorum Kendime Grafil Tasarımcı demiyorum tabi, ama yani insan şöyle düşünüyor, ben daha 18 yaşındayım ve binbir türlü badireler atlatarak, yeri geldi ailesiyle kavga ederek geçirdiği yıllardan sonra, kendi isteğiyle sadece kendi isteğiyle girdği bir işte bir anda Giresunun Bilboard, Raket,Pankar ve hatta Bina giydirme tasarımlarını daha 1 sene bile geçmeden yapabiliyorsa.... işte burada durmalıyız..... Neden şimdi başarılı oldum. ? Neden bir anda geri zekalı konumundan işe yarar adam haline geldim ?
 
Cevabı çok basit; Kendi seçimim. Kendi beğenim, isteğim, arzumdu bu iş. Evet sadece bu işte ...! 
 
Keşke hem çocuk olsam... Saf, masum.... Hiç bir şey bilmesem.. Gülsem sadece.... çocuklar gibi... Koksam çocuk gibi,cennet gibi...
 
 
GAZİ OSMAN PAŞA